Kiyaminla kiyametini baslatiyorsun. Kalk ayaga. Kibleye yonel. Tekbir getir. “Allahuekber. .” Ayagina takilan, yolunu kesen, emellerini yok eden, hayallerini engelleyen ne varsa, hepsinden daha buyuktur O. Ayagina takilani kaldiracak inceligi, emellerini gerceklestirecek sefkati, seni hayallerine eristirecek gucu O’nun buyuklugunde bulacaksin. Bunu bilerek, teslim ol Rabbine, kaygilarini ve korkularini rahmetinin kucagina birak usulca. Kaldir ellerini ve bir gun nasilsa huzurunda hareketsiz kalacak bu bedeni, butun hucreleriyle O’na teslim et. Ayaga kalk ve “buradayim ey Rabbim” de. “Evinden kacan kulun, yuvadan ucan kolen yine Sana geldi. Buradayim! Geldim! Huzurundayim!” Sayfanin devami icin tikla
Şu anda bizde, tıpkı o çocuk gibi bir ananın karnındayız. 9 ay, 9 sene veya 90 sene sonra bir başka dünyaya doğacağız. O dünyanın adı ahiret. Biz şu anda dünya anamıza maddi hortumlarla, midemiz ile bağlı durumdayız.
Sayfanin devami icin tikla
Namazı bozmak haramdır. Ancak bazı durumlarda namazı bozmak vacip, bazı durumlarda caizdir.
Saldırıya uğrayan veya suya düşen bir insanın yardım istemesi halinde ona yardım etmek maksadıyla namazı bozmak vacip olur.
Davar sürüsüne kurt veya herhangi bir canavarın saldırması, gözleri kör olan veya tehlikeyi fark etmeyen bir kimsenin kuyuya veya çatıdan aşağı düşme tehlikesi ile karşılaşması durumlarında bu gibilere yardım için namazı bozmak caizdir. Düşme ihtimali kuvvetli ise o zaman namazı bozmak vacip olur. Sayfanin devami icin tikla
Sual: Namazda niyeti kalb ile mi yapmalı yoksa dil ile mi?
CEVAP
Namaza başlarken, niyetin dil ile de söylemek hakkında kitaplardaki bilgiler kısaca şöyledir:
Niyetin yeri kalbdir. Dil ile de söylenmesi iyidir. Dil ile söylenmezse bir şey gerekmez. (El Kâfi, Fetava-i Hindiyye)
Peygamber efendimizin namaza başlarken dil ile niyet ettiği bildirilmemiştir. Sahabe ve tabiinden de böyle bir şey bildirilmemiştir. Hılye’de dört mezhep imamından da dil ile niyet edilebilir haberi bildirilmemiştir. Niyeti dil ile yapmanın bid’at olduğunu bildiren âlimler vardır. Fetih sahibi bunu nakletmiştir. Hılye’de de, (Belki en uygunu, kalbi toparlamak için dil ile söylemek bid’at-i hasene olur) demiştir. (Redd-ül Muhtar)
Hanefi’de namaza dil ile niyet bid’attir, vesveseden kurtulmak için caiz görülmüştür. (Mezahib-i erbea)
İmam-ı a’zam hazretlerinin fetvalarını bildiren El-ihtiyar kitabında, (Niyet, o namazın hangi namaz olduğunu kalben bilmektir. Bu işte dil ile söylemeye itibar yoktur) buyuruluyor.
Dürer ve gurer’de, (Hidaye’de bildirildiğine göre. Niyet kalb ile, hangi namazı kıldığını bilmektir. Dil ile söylemeye itibar edilmez. Kalbin hazır olması için dil ile de söylenmesi müstehaptır, iyi olur) buyuruluyor. Sayfanin devami icin tikla
Cenaze ve Bayram Namazları dışındaki bütün namazların kılınışı aynıdır. Bu yüzden biz sadece sabah namazının sünnetinin kılınış şeklini anlatmakla yetinecegiz, böylece bütün namazların kılınışı anlatmış olacağız.
Önceden gerekli şartlar yerine getirildikten sonra, Kıbleye dönük olarak, niyyet eder (yani yaptığı hareketi, sabah namazının sünnetini kılmakta olduğunu bilerek yapar.) “Allah-ü Ekber” diyerek ellerini, içleri açık ve kıbleye dönük olarak, erkekler kulaklarına kadar, kadınlar omuzlarına kadar kaldırır. Ellerini; erkekler göbeklerinin altından, kadınlar göğüslerinin üstünden, sağ el, sol el üzerine gelecek şekilde bağlar. “Sübhaneke”yi okur. Sayfanin devami icin tikla
Namazın şartları deyince, onlar olmadan namazın da olmayacağı şeyler anlaşılır. Bir şeyi ayakta tutan ana parçaların herbirine “rukün” dendiği için, namazın şartlarından, namaza başladıktan sonra olanlarına aynı zamanda namazın rukünleri denir. Hepsine birden namazın farzları da denir. Namazın şartları, yani namaza başlamadan önceki farzlar beş tanedir:
l. Hadesten, yani hükmü pislikten temizlik.
2.Necasetten, yani hakiki pislikten temizlik.
3.Avret sayılan bölgeleri örtmek.
4.Namazı Kıbleye dönerek kılmak.
5.Her namazı kendi vaktinde kılmak. Sayfanin devami icin tikla
Namazın sünnetleri; önem bakımından vaciplerden sonra gelen, kasten ya da unutarak terkedilmeleri halinde namaz bozulmayan ya da yanılma secdesi gerekmeyen, ama kasten terkedilmeleri, alınacak sevabı azaltan davranışlardır. Namazın mükemmel olmasını sağlarlar. Namazın en güçlü sünneti farz namazları cemaatle kılmaktır. Bunun farz olduğunu söyleyenler de vardır. Diğer sünnetler şunlardır:
1. Başlangıçtekbirinde parmakları açarak elleri kaldırmak.
2)Tekbirleri imamın açıktan söylemesi.
3)Tekbirin arkasından “sübhaneke” okumak.
4)”Sübhaneke”den sonra “e’uzü” okumak. Sayfanin devami icin tikla
l. FAtihayı okumak.
2)Farzların ilk iki rekatında, sünnetlerin her rekatında FAtiha’ya en kısalarından üç Ayet, ya da en kısa üç Ayet kadar bir uzun Ayet eklemek.
3)FAtiha’yı bu ekledigi Ayetlerden önce okumak.
4)Namazın diğer rukünlerinde de sırayı gözetmek.
5)”Ta’dili erkAnı” yerine getirmek. Sayfanin devami icin tikla
Okumak Namazda kıraat; namaz kılanın kendisi işitecek şekilde, diliyle harflerini çıkararak Kur’An-ı Kerüm Ayetlerinden bir miktar okuması. Kıraat, namazın bir rüknü olarak farzdır. Okuyanın kendisinin bile işitemeyeceği okuma, kıraat sayılmaz. Ancak imama uyan kimse bundan müstesnadır.
NAfile ve vitir namazının bütün rekatlarında, farz namazların ise herhangi iki rek’atinde kıraat farzdır. Kur’An-ı Kerümde şöyle buyurulur: “O halde Kur’An’dan kolayınıza geleni okuyun” (el-Müzemmil, 73/20). Buradaki emir vücub içindir. Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: “Kıraatsiz namaz olmaz” (Müslim, SalAt, 42; Ebu DAvud, SalAt, 132, 167). Sayfanin devami icin tikla
Ayakta durmak, ayağa kalkmak, isyan etmek. Namazın rükünlerinden birisi.
Farz namazlarda, ayakta durabilen için kıyam farz; adak ve sabah namazının sünneti gibi bazı namazlarda sacip hükmündedir. NAfile namazlarda ise bazı ruhsatlar vardır.
Namazın ayakta kılınacağına dair Kur’an ve sünnetten delil vardır. Kur’An-ı Kerüm’de “Gönülden boyun eğerek, Allah’ın huzuruna durun” (el-Bakara, 2/238) buyurulur. İmran b. Hüseyin’den (Ö. 52/672) rivAyete göre, Hz Peygamber, namazın kılınış şekliyle ilgili bir soruya şöyle cevap vermiştir: “Namazı ayakta kıl. Buna gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üstüne yatarak kıl”. NesAü’de Hadis-i şerife şu ilAve vardır: “Buna da gücün yetmezse sırt üstü yatarak kıl. Allah hiçbir kimseye gücünün yereceğinden fazlasını yüklemez” (BuhArü, Taksir, 19; Tirmizü, MevAküt, 157; Ebu DAvud, SalAt, 175; Zeylaü, Nasbu’r-Raye, II, 175; ayrıca bk. el-Bakara, 2/286). Sayfanin devami icin tikla




Son Yorumlar