Posted by admin on Nisan 6th, 2008
Cübbeli Hocamız Namaz Kaç Para (MP3) Dinle 5 Dk!!
59. Ordusuz millet ve milletsiz ordu düşünülemez. Bunlar et ve kemik gibi birbirine muhtaçtır. Et ile kemik arasına yabancı madde girerse vücutta dayanılmaz ağrılar olur. Ordu ile millet arasına yabancı unsurların girmesi de aynıdır. Yabancı unsurlardan kastedilen ikiyüzlülerdir. Bunların ne orduya ne millete faydası olur. Bunlardan kimileri ordunun, kimileri de milletin yanında yer almış gözükerek bir tarafı diğerinden koparmaya çalışırlar.
Ordu mensuplarıyla ilim adamları gerçekleri kolay kabul eden bir yapıya sahiptirler. Çünkü her iki meslek de yalandan, dolandan uzaktır. Ama bunlar kimseyi kandırmadıkları için başkalarının da kendilerini kandıramayacaklarını sanırlar. Kandırıldıklarını anladıkları zaman da iş işten geçmiş olur. Sayfanin devami icin tikla
Posted by admin on Mart 31st, 2008
Cübbeli Hocamız Namaz Kaç Para (MP3) Dinle 5 Dk!!
45. Anayasya göre, “..devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzenini kurmak amacıyla..” siyasi parti kurulamaz
Anayasa böyledir ama ideolojilerini öne çıkaran kimi idarecilerin halkı kendileri gibi inanmaya zorlayan tavırları dil, ırk, din ve mezhep farklılığına dayalı partilerin kurulmasına ortam hazırlamıştır. Bunlara karşı başka partiler de kurulunca birdenbire çok sayıda parti ortaya çıkmış ve her biri kendine taban bulabilmiştir. Sayfanin devami icin tikla
Posted by admin on Mart 25th, 2008
Cübbeli Hocamız Namaz Kaç Para (MP3) Dinle 5 Dk!!
A- İnanç Eğitimi
34. Dine inanmak isteyen kişi, hangi eğitim seviyesinde ve ne durumda olursa olsun inanır ve inandığı gibi yaşamaya çalışır. Eğer inancını doğru öğrenememişse boşluğu hurafelerle doldurur. Zamanımızda nice ilim adamı, yüksek bürokrat, sanayici ve iş adamı samimi olarak dinini yaşama gayretine girmiş ama inancı ile ilgili yeterli bilgisi olmadığı için sonradan hurafecilerin ve istismarcıların esiri haline gelmiştir.
35. Bir müslüman, öncelikle hurafelerden uzak bir inanca sahip olmalıdır. Bunun en güvenli yolu, inancını Kur’an’dan öğrenmesidir. Kur’an, bütün insanlığı yaratan Allah’ın kitabı olduğu için inancını Kur’an’dan öğrenenler bütün insanlığı kucaklayan ve herkese karşı anlayışlı davranabilen ufku açık insanlar olurlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: Sayfanin devami icin tikla
Posted by admin on Mart 20th, 2008
Cübbeli Hocamız Namaz Kaç Para (MP3) Dinle 5 Dk!!
29. Her insan, rahatlıkla gidip katılacağı sohbet ve dostluk ortamları arar. Peygamberler bu ortamı sağlamışlardır. Kendilerine her kesimden insan rahatlıkla ve hiçbir engele takılmadan ulaşabilmiş, sohbetlerine katılabilmiştir. Meselâ Hz. Peygamberin Medine’deki mescidine kadını erkeği, yaşlısı genci, alimi cahili, müslümanı kafiri, yerlisi yabancısı herkes rahatlıkla girebilir ve sohbete katılabilirdi. Sohbet, Kur’an etrafında olduğu için herkes kendi bilgi ve kabiliyetine göre oradan bir şeyler alırdı. Burası bir dernek veya lokal gibi olmadığı için ödenecek bir aidatı veya verilecek bir çay parası da yoktu.
30. Namazda okuduğu Kur’an’ın manasını anlamayan kişinin namazı olur. Çünkü o, kendisine bu konuda verilen emri yerine getirmektedir. Emrin içinde okuduğu Kur’an’ı anlama yoktur. Ama Kur’an’ı anlamak en önemli hedeflerden olduğu için namazda okunuşu da onu daha kolay anlayacak şekilde olur. Mebsut’ta bunu anlatan ifadeleri dikkatle inceleyelim: Sayfanin devami icin tikla
Posted by admin on Mart 20th, 2008
Cübbeli Hocamız Namaz Kaç Para (MP3) Dinle 5 Dk!!
22. İslam Allah’ın dini, Hz. Muhammed de Allah’ın son elçisidir. Kur’an-ı Kerim, hem Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğunun belgesi, hem de Allah’ın insanlardan neler istediğini açıkça ortaya koyan ve güvenli yollarla bize ulaşmış olan ilahî kitaptır. Bu sebeple Kur’an’ı iyi anlamak gerekir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
Bunlar Kur’an üzerinde akıl yormazlar mı? Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi vardır? (Muhammed 47/24)
And olsun ki, biz Kuran’ı, üzerinde düşünülsün diye kolaylaştırdık; ama hani düşünen? (Kamer 54/17, 22, 32 ve 40)
23. Müslümanlar Kur’an üzerinde düşünmeyi asırlarca unuttular. Kur’an üzerinde akıl yorma gereği unutulunca o, ulaşılamaz, erişilemez bir kutsal sayıldı ve onu anlayamayacağımız şeklinde bir kanaat oluştu. Sonra eskilerin her şeyi hallettiği savunuldu ve yeniliklere kapılar kapandı. Nihayet Kur’an, sevap kazanmak için okunan bir kitap haline dönüştü. Sayfanin devami icin tikla
Posted by admin on Mart 18th, 2008
Cübbeli Hocamız Namaz Kaç Para (MP3) Dinle 5 Dk!!
6. Laiklik Fransa’da doğmuştur. Fransızca’da dinî kuruluşların hakimiyetinden bağımsız olan kuruma Laik (laic veya laique) denir. Bu ülkede dinî kuruluş deyince Katolik kilisesi anlaşılır. Lâiklik mücadelesi hırıstiyanlığa karşı değil, kiliseye karşı verilmiştir.
7. Kilise, Allah adına hareket ettiğini öne sürerek kralı, hükümetleri ve valileri belirlemede ve göreve getirmede kendini yetkili görmüştür Bugün, seçilmiş kişilere yemin ettirmekle bu yetkisini az da olsa sürdürmektedir. Fransız tarihi, kiliseye karşı verilmiş mücadelelerle doludur. Kilisenin devlet üzerindeki egemenliğini kırma çabaları XIV. yüzyılda başlamıştır.
8. Laiklik mücadelesinin dine karşı verilmediğinin en önemli göstergesi, Fransa’da kurucu meclis üyeleri tarafından hazırlanan ve Ağustos 1789′da kabul edilen İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin 10 ve 11. maddeleridir. Bu maddeler şöyledir:Madde 10. Hiç kimse, dinsel inançları dahil, inançlarından dolayı rahatsız edilemez; elverir ki, bu inançların açıklanması yasa tarafından sağlanan kamu düzenini bozmasın. Madde 11. Düşünce ve inançların başkalarına özgürce iletilmesi insanın en önemli haklarından biridir; her yurttaş özgürce konuşabilir, yazabilir ve bunları basıp yayabilir; bu özgürlüğün kötüye kullanılmasından ancak yasaca belirlenen durumlarda sorumlu olur. Sayfanin devami icin tikla
Posted by admin on Mart 18th, 2008
Cübbeli Hocamız Namaz Kaç Para (MP3) Dinle 5 Dk!!
1. Devlet bir kurumdur. Kurumların dini olmaz, insanların dini olur. Devlet namaz kılmaz, oruç tutmaz ve ahiretle ilgili bir endişe taşımaz. Devlet gibi diğer kurum ve kuruluşların da dini olmaz.Devleti veya bir kurumu idare edenler, kendi inançlarını idarelerine yansıtırlar. Bu tabii bir durumdur. Müslümanların hakim olduğu devlete islam devleti, hırıstiyanların hakim olduğu devlete de hırıstiyan devleti denmesi bundandır. Tabii olmayan, idarecilerin halkı kendileri gibi inanmaya zorlamalarıdır. İşte din devleti veya ideolojik devlet böyle doğar. Bir inancı zorla değiştirmek mümkün olmadığından böyle yerlerde iç çekişmelerin, baskı ve zulümlerin sonu gelmez.
2. Dinin özü imandır. İmanın temeli de kalp ile tasdiktir. Kalp insanın iç dünyasındadır. İnsan burada alabildiğine hürdür. Hiçbir inanç, insana zorla kabul ettirilemez. En baskıcı rejimler dahi bunu başaramazlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Dinde zorlama olmaz; artık doğru ile eğri birbirinden iyice ayrılmıştır. Bundan böyle kim zorbaları tanımaz da Allah’a inanırsa kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah işitendir, bilendir.” (Bakara 2/256)Bu sebeple müslümanlar kimseyi müslüman olmaya veya müslüman gibi davranmaya zorlayamazlar; tam tersine her kese inandığı gibi yaşama imkânı verirler. Bu böyle olduğu için müslümanların devleti, din devleti yani teokratik devlet olamaz[1]. Onlar, insanları Allah adına değil, kendi adlarına yönetirler. İyi yöneten sevap kazanır. Kötü yöneten ise onun sorumluluğunu üstlenir. Sayfanin devami icin tikla
Son Yorumlar